Fenerbahçe, bizim dünya markalarımızdan biridir. Nokta...

Ama kulübün temel sorunlarından biri de rahmetli Özkan Sümer’in o şakasında ima ettiği gibi, bazı başkanların spordan uzak üslubu ve yönetim anlayışıdır.

Aziz Yıldırım’dan söz edeceğim; ancak Ali Koç da farklı konularda benzer bir üslupla çok konuştu. “Takımı sahadan çekeceğiz” dediği günü hatırlayanlar vardır. Bir kadın gazeteci, “Bu kararınızı futbolcular biliyor mu?” diye sormuş; Ali Koç da “Hayır, bilmiyorlar” yanıtını vermişti.

Aziz Yıldırım ise Galatasaray maçı öncesindeki Olağan Yüksek Divan Kurulu toplantısında, züccaciye dükkânına girmiş fil gibiydi. Ortalığı kırıp döktü. Söyledikleri, takıma moral vermekten çok uzaktı.

“0” spor, “0” motivasyon, “0” değer konuşması…

“İsmail Kartal benim kafamda yoktu” dedi. Ardından, “Aykut Kocaman olmasın, İsmail Hoca’yı getirin demediniz mi?” diye sordu.

Bir gün sonra Galatasaray derbisine çıkacak takımın teknik direktörü hakkında böyle mi konuşulur?..

Şampiyonluğa inandığını söyleyen biri, “İnanın, biz şampiyon olacağız” diye başladığı cümleyi “Mayıs ayından sonra yokum” diye bitirir mi?

Yıldırım’ın divan toplantısına katılımın düşüklüğünden yakınması da bana göre bir ego gösterisiydi. Memleketin asırlık dünya markasının başındaki kişinin, ne spora ne de sporun etik değerlerine ters düşen bir üslupla konuşması, bence 2-1’lik mağlubiyetten daha fazla tartışılmalı.