Türk futbolunda artık bir Okan Buruk gerçeği var... Geriye doğru baktığımızda rekor denince artık akıllara Galatasaray teknik direktörü geliyor.

OKAN BURUK GERÇEĞİ

Herkes kabul ediyor: Okan Buruk'un takımlarının (Başakşehir ve Akhisar dahil) en belirgin karakteri, oyunun temposunu rakibin nefes alamayacağı bir seviyeye çıkarması.

Herkes kabul ediyor: Okan Buruk "rakibin zayıf karnına tekme atma" konusunda usta. Ancak bu lige ne ustalar geldi; Mourinho bile Buruk karşısında direnemedi.

okan buruk

Peki, Buruk'un asıl uzmanlık alanı, üst üste 4 kez şampiyon olması ve 5'incisi için de çok ciddi anlamda rakiplerine göz dağı vermesinin arkasında neler yatıyor?

JESUS VE MOURINHO'YU BÖYLE ALT ETTİ

Okan Buruk insan yönetimi ve ego mimarisi konusunda psikolog gibi. Türkiye’de büyük takım çalıştırmak sadece taktik ya da teknik değil, "yıldız egosunu yönetmek" üzerine kurulu. Türk futbolu otoriter, mesafeli ve "Ben ne dersem o" diyen hocaları kabul etmez. Jorge Jesus'ta da Mourinho'da da bu oldu. Okan Buruk ise modern futbolun gerektirdiği "empati" lideri.

ICARDI VE OSIMHEN'İ YÖNETMEK KOLAY DEĞİL

Mauro Icardi ve Victor Osimhen gibi isimleri bile ikna etmeyi başarması da bunun örneği. Buruk, Icardi ve Osimhen gibi yıldızlara körü körüne sistem dayatmadı; onların sezgilerine ve doğaçlama yeteneklerine özgürlük tanıdı. Zaman zaman sorun olsa da bu sistem iyi işledi. Yıldızlarına bir "robot" değil, kurgunun en değerli yaratıcısı olduğunu hissettirdi. Bu yüzden de hepsi Buruk için savaştı.

osimhen

TAKIMI KARIŞTIRMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEDİ

Yıldızlarla dolu bir kadroda en büyük tehlike, oynamayan oyuncuların zehir saçmasıdır. Soyunma odası atmosferini bozarlar, içeride "kumpas" kurarlar. Okan Buruk; ne Zaha'nın ne de Ziyech'in ne de oynamayan diğer yıldızların Galatasaray'ın içini karıştırmasına izin vermedi, her ne kadar kendi aldırsa da vazgeçmesini çabuk bildi.

HER OYUNCUSUNU DEĞERLİ HİSSETTİRDİ

Okan Buruk, ego yönetiminde disiplini baskıyla değil aidiyet ve ortak başarı duygusuyla harmanladı. Yıldızların egosunu ezmek yerine onları evcilleştirdi, takımın hizmetine sundu. Kulübedeki adama bile "Hikayenin bir parçası" olduğunu hissetti. Buruk da başarıyı aldı.